25 Aralık 2008 Perşembe

2009 VE YAŞAM

Sonunda küresel kriz hepimiz etkiledi ve etkilemeye devam edecek daha önce söylediğim gibi dolar tavan , borsalar dip yaptı..peki şimdi ne olacak..dip yapan borsalarda artık taban alımları başladığı için borsalar yükselecek diğer yandan ise para girişi ile dolar düşecek..Aslında dalgalı kurun en büyük artısı bize yabancı paranın hemen kaçamasını engellemek oldu.Bu nedenle 2001 deki gibi birden büyük bir zarar görmedik.Ama mecbur bırakıldığımız IMF kapısından alacağımız kredi doların daha da düşmesini sağlayacak bu yabancı sermayenin daha kolay kaçmasını sağlayacaktır.yani IMF kredisini aldığımız gün doları 1,40 seviyelerinde borsayı da yüksek seviyelerde görebiliriz.Devamında ise kriz ortamı süreceği için parasını alıp karını tamamlayan küresel sermayenin kaçışı ile doların artışı ve borsanın düşmesi izleyecektir.Artan işsizlikle ekonomi içinde harcanan para miktarı azalacağı için üretim daha da azalacak ve işsizlik artacaktır.Devlet bazı vergi indirimleri ve sübvansiyonlarla ekonomiyi canlandırmaya çalışması gerekecek ama pek başarılı olamayacaktır.Çünkü artık yabancı sermayede daha ucuz iş gücü olan yerlerde fabrika açacak ve ithalat için üretim yapan fabrikalar kapandıkça ülke pazarına satış yapanlarda kapanmak zorunda kalacaktır.
IMF bazı indirime gittiğimiz vergileri (örneğin gıda %18 den %8 e inmişti) arttırmamızı isteyecek buda alım gücünü azaltıp üretimin daha da yavaşlamasına neden olacaktır.IMF kredi verdiği zaman sizin ülke içi ekonominizi istediği gibi yönetebilir/batırabilir.Yani sonuç olarak 1930lu yıllardaki krizde , ekonomiden anlamadığı halde bakan olan bir devlet adamımızın sözü gerçek olacak ki bunu göremeyen insan aptal olmalı krizin faturasını yine fakir vatandaş ödeyecektir.Çünkü sermayedar akıllı adamdır parası batmadan fabrikayı kapatır,ekonomiden çeker ve güvenli yatırım araçlarıyla kar etmeye devam eder.. Ama parasını kazanan insanlarımız kazanılacak bir para/iş olmadığı için aç kalacak,para kazananlar ise IMF den alınan borçların faizlerini artan vergilerle ödeyecektir.
Benzin ve doğal gaza değinmeden edemeyeceğim. Benzinin rafine çıkış fiyatı 470 kuruş ve %18 KDV 554 kuruş yurt dışı satış fiyatı.Ülemize ise 2,800 civarı.Çünkü yabancı ülke insanı akıllı bizim sözde zeki ve çalışkan halkımız ne acaba..çalışkan olduğu doğruda zekası tartışılır.554 lira çıkışı olan benzin aracı ve satıcıların karı ile 1000 kuruşu geçmez.ancak o kadar çok vergi alınıyor ki benzinden 2,800 e çıkıyor.Peki devlet yurtdışı vergileri ile ülke içini dengelese de bizde rahatlasak olmaz mı?mesela yurtdışının son çıkış fiyatı ile pompa fiyatımız aynı olsa olmaz mı,sonuçta ucuzlayacağı için yurtdışına satılamayan benzini kendimiz tüketmiş olacağız.Ama hayır olmaz çünkü zeki Türk milleti bunu hak ediyor onlara göre ve aslında bana göre de.
Doğalgaza gelince petrol fiyatlarının artması bahane edilerek %75 zamlandı .şuan petrol fiyatları 3/1 oranında azaldı ama doğalgaz hala zamlı fiyattan satışta belki göstermelik bir %10 indirim yapılır.ama asıl indirim martta yani doğal gaz ihtiyacının en aza indiği ayda ve milletimiz o kadar zeki ki buna sadece seyirci kalıyor,sokaklara düşmek yerine.İşte burdada bir tüyo çıkmış oluyor en iyi yatırım doğal gazadır.Örneğin babama anlattığım öngörülerle geçen nisan bir yıllık gazımızı stokladı ve şu an ne gaz kuyruğu nede zammı bizi etkiliyor.yYani bankada devletin %10 faizi ile duran para şu an %75 karı ile bize geri döndü.Peki paranız yok stok yapamayacakmısınız düşük faizli kredilerle bunu yapabilirsiniz.Kredilerle kafanız çalışıyorsa zengin bile olabilirsiniz.Hatta %1 faizli konut kredisi alıp %3 faizle fona yatırarak yattığınız yerden para bile kazanabilirsiniz.Sadece biraz kafa yormak gerek,yani gidip spor gazetesi okuyan,sadece spor haberi dinleyen ve aslında sporun S’sini yapmayan bir insanın yapamayacağı/düşünemeyeceği şeyler bunlar.O yüzden hiç bulaşmayın bence.

LİBERASOSYALİZM

Liberasosyalizm nedir? Tarafımca ortaya atılmış yeni dünya düzenidir.Dünyada şu an bir ülke ne tam liberal olrak yaşayabilir ne de tam anlamıyla komünist. Peki en iyi çözüm nedir: Tabiî ki Liberasosyalizm. Yıllardır savunduğum bir görüştür kimi bunu kaypaklık kimi de solculuk özentiliği olarak yorumladı/yorumlayabilir.Yeni birşeyler üretmeyen,varolan başarısız olmuş görüşlerin peşinde koşan,devletin tüm yaptıklarına "tüh be" dışında ses çıkarmayan birinin bu söyledikleride tarafımdan asla ciddiye alınmaz.

Liberalizm "liberte" yani özgürlükten gelir, serbest piyasa özgür birey ve yatırımcı demektir. Devlet ekonomiye hiç müdahale etmez.Ancak günümüzde özellikle 2008 küresel krizinde devletler ekonomiye müdahale etmiş bazı bankalar satılmış ve şirketlere krediler, para yardımları verilmiştir.Yani liberalizm tek başına olamamıştır.Ancak bu sebeple bu krizin faturası halka ödetilmiştir.Yani zengin parasını kazanırken halkla bölüşmez,zarar ederken halkla bölüşür.İşte tam liberalizmde bu müdahale de yoktur, piyasa ektiğini biçer.Kar ve zarar sahibine aittir.Ancak buda işsizlik ve devamında üretimde düşüş ,talebin daralması ve ekonomik buhran gibi sonuçlar doğuracağından liberalizm kendini yok edecektir.İşte burada olması gereken düzen yani liberasosyalizm doğar.Devlet tüm üretim araçlarına %50 halk/çalışan veya kendi ortaklığını koymalıdır.Yani sizin büyük bir şirketiniz var.Bunun sermayesinin yarısı ve karın yarısı devlete veya işçilerinize ait.Böylece halk üretime daha zevkle katılacak aynı zamanda eğer şirket zarar ederse de buna katlanmayı haklı görecektir.Yani üretim araçları tamamen değil kısmen halkın eline geçecektir.Doğal olarak zengin daha zengin olamayacak ve fakir daha fakir olamayacaktır.Ekonomiye devlet müdahalesi haklı görülebilecek kriz ortamlarının faturasını halk ödemeyi kabul edecektir.Ancak kardan saadece maaş/emeğinin hakkını alan işçinin bu krizde Kapitali desteklemesi ,ya da devletin işçi ve memurdan aldığı vergileri bu kapitali desteklemek için kullanması anlamsızdır.Liberalizmde devletin görevi asayiş,hukuk gibi şeylerdir,piyasaya hiç karışmaz batan ve ya kar eden kendi halinde bırakılır.

Ancak tam anlamıyla komünist bir ülke de düşünülemez.En komünist ülke bilinen Çin bile Amerikayı batırmak elindeyken ona kredi vermiştir sebebi ise basit.Satışlarının çoğunu Amerikaya yapıyor da ondan.Eğer Amerika batarsa Çinde zarar görecektir.Ayrıca kendi ülkesinde kapital firmaların ucuz iş gücüyle üretim yapmasına izin vermiş,küresel sermayenin ülkesine girmesine ses çıkartmamıştır.Yani Çinde aslında küreselleşmiştir.Böyle bir dünya düzeninde içe kapanmakta zaten  imkansızdır.Ayrıca komünist bir düzen getirerek kendi kazandığı parayla kurduğu bir şirketi Kapitalden almakta insan haklarına aykırıdır.Ancak Kapitalin üretim araçlarına/fabrikalarına yarı yarıya halk/devlet ortaklığı kurulması sağlanılabilir.Böylece tüm denemelerinde dikatatörlükler ortaya çıkarmış,halkını 2. sınıf vatandaş haline getirmiş,iş gücünü küresel piyasada çok ucuza satmış sosyalizmle; emekçiyi işverenin kölesi yapmış,ölmemek için ihtiyaç ne kadar fazlaysa bir ilacın/ameliyatın parasını okadar artıracak kadar vahşileşmiş,emeği meta haline getirmiş liberalizmin tek başına başarılı olamadığını görüyoruz.İki görüşünde salt ve tek başına yaşaması imkansız hale gelmiştir.Aralarında bir denge sağlanarak sınırlı ekonomik müdahale,güçlü devlet,söz hakkına sahip işçilerle liberasosyalist bir düzen kurmak gereklidir.Ancak bunu yaparkende azınlıkçı demokrasi anlayışını benimsemek gerekir.Çünkü %51 in seçtiği kişiye/kurduğu düzene %49 u katlanmak zorunda bırakmak ne kadar adaletlidir tartışılır.Çoğunluğu her zaman haklı kabul etmek -özelliklede bu çoğunluk siyasetçiler tarafından çok rahat kandırılabilen Saf bir çoğunluksa- düzenin sarsılabilir ve adaletsiz olmasına neden olacaktır.Azınlıkçı demokrasi ve liberasosyalizmin birleşmesiyle oluşacak bir düzen bence geleceğin kaçınılmaz düzeni olacaktır.

KRİZ NE KADAR TEĞET GEÇTİ

Kriz ne kadar bizi teğet geçecek desek de bizi en iyi şekilde etkiledi ve etkilemeye devam edecektir.Bunun sebebi bizimde küreselleşen ekonomide yer almamızdır.Üretimimizin çoğunu yurt dışına ihraç ettiğimiz için yabancı ülkeler krizden etkilendiyse bizimde etkilenmemiz çok normal.Aslında dolarla ihraç yapan fabrikaların satışlarındaki düşme miktarı doların artışı ile orantılı ise bu fabrikaların pek etkilendiğini söyleyemeyiz.Örneğin dolar 1,20 iken 3 birim satış yapan ile 1,60 iken iki birim satış yapan aynı parayı kazanmış,hatta daha az maliyetle satmış olacaktır.Peki üretim miktarı azaldığı için kar miktarını arttırmak için ne yapacaktır, tabiî ki işçi çıkaracaktır.Bunu da krizin arkasına saklanarak  kendi kar hırsını/aç gözlülüğünü/acımasızlığını gizleyecektir.çünkü artık 2 işçi ile de 3,60 kazanıyordur.

 Diğer bir boyutta hammadde ithal edenler veya satışları durup ithalatı duranlar.İşte onlar gerçekten krizden etkilenmiştir ve işçilerin maaşını ödeyemez hale gelmişlerdir.Peki bu durumda devlet ne yapabilir.Kriz ortamları ülkeleri paradoksa sürükler.Örneğin işten çıkarılan birinin geliri olmadığı için,zorunlu olmayan malları satın alamaz,doğal olarak bu malları üreten aracı ile bu işçiye satan fabrikada artık  bu malı daha az üretecektir,aracı ise daha az satacaktır,doğal olarak kar miktarı azaln bu fabrika ve mağzalarda işçi çıkartır,ve o çıkan işçide aynı şekilde alım gücü olmadığı için bu malları alamayacaktır.Bu süregelen olaylarda ekonomiyi durgunluğa götürür.Denenebilecek bir çözüm yolu hükümetim işçi adına işveren ve işçiden aldığı vergi,sigorta primi gibi şeyleri birkaç ay almaması veya ertelemesidir.örneğin 500 ytl maaş alan işçi için 200 ytl civarı devlete para ödenyor diyelim.Bu alınmazsa 3 işçi çıkaran fabrika 1500+600 öderken gözden çıkardığı bir işçinin maaşını buradaki 600 den karşılayacaktır.Böylece işçi çıkarmak zorunda kalmayacaktır.Hükümette işten çıkarılanlardan alamadığı vergi ve onlara ödediği işsizlik maaşı ile bu parayı karşılayabilecektir.

  Eğer üretim azalır ve işçiler çıkmaya devam ederse artan işsizlik sonucu ekonomide para döngüsü azalacak ve kriz daha büyüyecektir.Bu yüzden krizin asıl etkilerini 2009 da hisseceğiz.Talebin düşüşü arzın da düşmesine neden olacak ve bu döngü büyük bir çığa dönüşecektir.Bunun için gerekli önlemleri almak ,vergileri geçici süre ertelemek,esnaf kredileri vermek hükümetin en büyük görevidir.Bunu yapmaz ise de kendi sonunu hazırlamış olacaktır.